Anasayfam Yap
   


1960’LARDAN GÜNÜMÜZE, YAŞAYAN EFSANE… ALPAY…...
Tarih: 12.12.2011
9880 Kez Okundu
0 yorum var.
Yazi Boyutu
1960’LARDAN GÜNÜMÜZE, YAŞAYAN EFSANE… ALPAY…

1960’LARDAN GÜNÜMÜZE, YAŞAYAN EFSANE… ALPAY…

Kapıdan ilk girdiğinde fark ettim… Duruşundaki kararlılık ve bakışlarında taşıdığı yıllar öncesine ait pırıltıyı. Yıllara meydan okuyordu. Ne dik duruşu, ne de sesindeki neşe.. Hiçbir şey kaybetmemişti 1960’lı yıllarda ilk sahneye çıktığı anda yaşadığı heyecanından.. Ancak hemen hissedebildiğiniz, en profesyonel haliyle içinize işleyen bir sıcaklıkla başladık sohbetimize.. Bir taş plaktan günümüze taşınan, dinleyenleri yıllar öncesine taşıyan bir sohbet anı yaşadık. Hayata dair, yaşama dair ne varsa konuştuk. Sohbetimizin sonunda daha iyi anlamıştım artık, neden yılların onu eskitemediğini…

“Eylülde Gel, Fabrika Kızı, Gitme…” daha adını burada yazmadığım yüzlerce parça Alpay’ın nefesinden kulaklarımıza takılan. Günümüz popüler müziğine inat, fast food yiyecekler gibi bir anda tüketemeyeceğiniz bir sevgi seli… Dergâh’lı şarkıcı Alpay…

BENİM YAKMA HUYUM VARDI… MİSAFİRLERİN KÜRKLERİNİ YAKARDIM…

A.M: BAYAĞI HAREKETLİ BİR ÇOCUKLUĞUNUZ VARMIŞ. MESELA YAKMA HUYUNUZ. YANİ HİPERAKTİF DİYEBİLECEĞİMİZ BİR ÇOCUKMUŞSUNUZ. OKUYUCULARIMIZA BİRAZ ÇOCUKLUĞUNUZU ANLATIR MISINIZ?

ALPAY: Yakma merakım vardı. Eve misafir gelir —evler sobalı o zaman— üç dakika sonra misafirin kürkü sobanın üzerinde. Akla hayale gelmedik haşarılıklar... Bir sandal gezisinde şemsiyeyi alıp denize atıyordum. Ağaçların tepesindeydim her dakika. Kafam yarılır, gözüm patlar... Mesela bizim oturduğumuz evde çok büyük bir garaj vardı. Yüksek tavanlı. Onun üstünden ilk paraşütle atlama deneyimimi yaptım. Şemsiyeyle atlayarak. Tabi taş gibi indim aşağıya…

HAYVANLARI SEVMEYEN HİÇ KİMSEYİ SEVEMEZ…

A.M: İNSANLARA EN YAKIN DOST OLARAK KABUL ETTİĞİMİZ KÖPEKLERLE VE ATLARLA SİZ DE YAKIN DOSTSUNUZ..  BU DOSTLARIMIZLA NASIL TANIŞTINIZ?

ALPAY: Çocuklara hayvan sevgisi aileden geçiyor. Öyle anneler tanıyorum ki “ayy yapma, köpek ısırır, kedi tırmalar” diyor. Çocuk korkuyor. Sonra kocaman adam oluyor köpekten korkuyor. Ben hayvan sevmiyorum diyen adamdan uzaklaşıyorum. Çünkü hayvan sevmeyen hiçbir şeyi sevmez. Ben hayvanların tamamını, çok ayaklılar ve sürüngenler dışında bütün hayvanları severim. Mesela fındık faresini alır kucağıma severim. Hayvanları koşulsuz olarak severim. ilk olarak attan bahsedeyim. Babam bana hep masallar anlatırdı. “Alpay Bey’in bir atı var.” Ben 3 yaşındayım o zamanlar. “yarışa giriyor. At al bir at. Alnında beyaz lekesi var.” Bir de maymunum vardı benim. O da Ankara Hayvanat Bahçesi’ndeki Cemile adında bir maymun. Üç buçuk yaşında ata binmeye başladım. Deli gibi ata biniyordum. Ortaokula kadar hep hayatım at üstünde geçti. Ondan sonra bir gün attan düştüm. Ve at kaçtı. Yakın bir dostumuz gördü bunu. Ata binmem yasaklandı. Uğur Dündar’ın bir programında, böyle bir şey söz konusu oldu. Gittim Atlı Spor Kulübüne.. Atın üstüne bir çıktım. Minareye çıkmış gibi oldum. Ata binmek unutuluyor. Bisiklete binmek unutulmuyor. Paten kaymayı unutmadım. Ama at unutuluyor. Her neyse at olayı böyle başladı. Her zaman bir hayvanımız oldu. Kedi, köpek her türlü hayvan… Hayvan sevgisi böyle bir şey. Bakıyorum çocuklara hayvan sevgisini aşılayamamış aileler. Bence o çocuklar mutlu olmuyorlar. Hayvanlarla iletişim kurmak önemli bir olaydır.

A.M: BİZ ALPAY’I MÜZİK DÜNYASINDAN TANIYORUZ.. ANCAK SPORCU BİR TARAFI DA VAR ALPAY’IN.. HANGİ SPOR DALLARINDA FAALİYETLERİNİZ OLDU?

ALPAY: Ben 16 yaşında profesyonel futbolcu oldum. Yaşımı falan büyüttüler. Çünkü o zamanlar 24 yaşında olmak gerekiyordu. İşte bir takım spor otoriteleri “bu çocuk geleceğin en büyük futbolcusu” falan diyorlardı. Ama ben iyi bir sporcu değildim. Eğer cumartesi benim maçım varsa, o gün de parti varsa ben hastayım deyip, gitmiyordum. Beni evden alıp götürüyorlardı. Son derece kötü bir sporcuydum. Disiplinsiz. Hâlbuki spor disiplin işi. Babam dedi ki sonunda “Yetenek başarı demek. Başarı Allahın verdiği yeteneği son zerresine kadar kullanabilmektedir. Eğer ki Allah bir adama dünya çapında başarılı olabilecek yetenek verdiyse ve o adam Türkiye çapında başarılıysa o adam başarısızdır. Senin ertesi gün Fenerbahçe’yle maçın var. Sen sabah dörtte geliyorsun. Ya git kızlarla dans et ya da spor yap. Hiç olmazsa 11 de yat. Ya hayatını yaşa. Ya spor yap.” Ya ben “Hayatımı yaşamayı seviyorum” dedim. “İyi o zaman sporu bırak” dedi. Ve ben 19 yaşında bıraktım sporu.

A.M: PEKİ, SPORU BIRAKIP MÜZİĞE ADIM ATMANIZ NASIL GERÇEKLEŞTİ?

ALPAY: Müzik ayrı bir yetenek işi. Ve de bir aşk. Ben iyi şarkı söylüyordum. Türkçe şarkı söylemiyordum. Hep İtalyanca, İspanyolca… Üniversiteli arkadaşlar toplandık, çok amatör imkânlarla bir takım bir şeyler hazırladık. Ankara radyosunda çalışan bir arkadaşım vardı. Bantlar eline geçiyor. Alıyor yayınlıyor. Bir anda Türkiye şarkıcısı oldum.  Bütün şarkılarım bir ve iki numara oldu. Beatles’ın falan önünde gelmeye başladı. Ben ama tanınmak istemiyordum. Şöhret olmak istemiyordum.

BANA HERKES KAMBUR, ÇİRKİN, CÜCE FALAN DİYORDU. ONDAN SAHNEYE ÇIKMIYORUM SANIYORDU. AMA BEN UTANIYORDUM…

A.M: BİRAZ DA UTANGAÇ BİR YANINIZ VAR.

ALPAY: Evet,  hiç utanmazdım ama şöhret olduktan sonra utanmaya başladım.  Uzun süre saklı kaldım. Esrarengiz şarkıcı falan dediler. Bir sürü spekülasyonlar yapıldı. Kambur, cüce, çirkin, sakat.. Ondan çıkmıyor sahneye falan diye. Ama gizli kalamıyorsun. Sonunda beni buldular.

A.M: 1964’DE BÜYÜK SİNEMADA 2500 KİŞİNİN KARŞISINA ÇIKMIŞSINIZ. ELİNİZİN AYAĞINIZIN TİTREDİĞİNİ DUYDUK BİZ.

ALPAY: O gün benim konserim var. Biletler satışa çıktığının ertesi günü tükenmiş falan. Büyük Sinema çok önemli bir mekan. Dünya starları orada konser verirdi. İtalya’dan özel ses düzeni geldi. Çünkü o zamanlar Türkiye’de düzgün ses düzeni yoktu. Biz bir ay o konserin provasını yaptık. Işık çok güzel. Sahne çok güzel. Büyük Sinemanın ışık direktörü yaptı ışıkları. Rüya gibi. Şu anda her şey var Türkiye’de, teknolojik olarak öyle bir ışık hala yok. Ben çok acemiyim. Hayatımda kimsenin karşısında şarkı söylememişim. Dangur dungur çıktım sahneye. Benim bu acemiliğimi insanlar anlayamadılar. Ve millet bayıldı. Konser biletleri o zamanlar 2,5 liraydı. Bizim biletlerimiz 25 liraydı. Biz para kazanmak için yapmadık. Masrafları çoktu. Çok önemli bir konser yaptık. Hala biletini imzalatanlar olabiliyor. 1000 tane konser yapılıyor. Teknoloji olağan üstü. Ama o konseri görenler diyorlar ki biz konser beğenemiyoruz.

A.M: İLHAM KAYNAĞI OLARAK NEYİ SEÇİYORSUNUZ KENDİNİZE?

ALPAY: İnsan... Benim konum insan. Bir şarkı yaptığın zaman içinde bir takım yaşanmışlıklar vardır. Belki sen yaşamamışsındır ama başkası yaşamıştır. Onların yaşadıklarını bir romantik gerçeklik içerisinde nakletmeyi seviyorum. Toplumcul bir takım şarkılar da söyledim ama aşk çok önemli bir olgu. Ben aşk şarkılarının adamıyım. Aşk bitmez tükenmez bir hazinedir. İnsanı insan yapan bir duygudur.

A.M: SİZİN İÇİN EN ÖNEMLİ OLAN, DÖNÜM NOKTASI OLAN ALBÜM HANGİSİ?

ALPAY: İnsan bir albüm yaparken çok iyi bir şeyler yaptım sanıyor devamlı. Ben öyle düşünmüyorum. Ayırırım bu işleri. Bana göre şimdiye kadar yaptığım en önemli albüm “Gitme” albümüdür. Hak ettiği yere gelmiştir. Çok önemli satış rakamlarına ulaşmıştır. Şu anda müzik marketlerde de hala vardır. Ancak daha henüz çıkmamış olan, şu anda yapmış olduğum bir albüm var. Bunların hepsinin içinde bana göre en iyisi. Ben hayatımda hiçbir zaman ne yaparsam severler diye bir koşullanma içinde olmadım. Hep sevdiğim şeyleri yaptım.

 

 

A.M: NE ZAMAN ÇIKACAK ALBÜM?

ALPAY: Albüm hazır şu anda. Ben çıkarılmasını durdurdum. Çünkü bu albüm bir yaz albümü değil. Türkiye’nin süper starları, yok Demet Akalın, Ajda Pekkan, Hande Yener gibi… Yaz albümü deyince akla onlar geliyor. Çünkü insanlar yazın ne televizyon izliyor ne radyo dinliyor.. Ben öyle albüm yapıp kanaldan kanala da gitmem. Klibi yapılır. Albüm çıkar. Beğenen beğenir. İzleyen izler. O nedenle yazın çıkmayacak. Eylül, ekim gibi çıkarmayı düşünüyoruz.

TÜRKİYE’DE ÇOK İYİ ŞEYLER YAPILIYOR… ÇOK İYİ İŞLER ÇIKIYOR…

A.M: GÜNÜMÜZ MÜZİK PİYASASINA BAKTIĞIMIZ ZAMAN FAST FOOD YİYECEKLERLE AYNI HIZDA TÜKETİLİYOR. BAŞLIYOR, BİTİYOR.. HATIRLAMIYORSUNUZ BİLE.  SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

ALPAY: Türkiye’de çok iyi işler yapılıyor. Çok iyi işler oluyor. Kötü olmayıp sıradan olanlar çoğunlukta. Ama bir toplumun yerinde durma ya da geri gitme şansı yoktur. Toplum ya ilerler ya ilerler. Durmaz. Ya yavaş ya hızlı… Türkiye’de şu anda kolay anlaşılanlar çoğunlukta çünkü onların üstüne gidiliyor. Gripin diye bir grup var mesela, şarkıcıları bana göre birinci sınıf şarkıcı. Beğendiğim insanlar var. Ama gel gelelim genelde insanlar albümü satın alsın diye yapılan şarkılar var. Ama kalıcı olamıyorlar.

A.M: ŞU ANDA DİNLEDİĞİNİZ BİR ALBÜM VAR MI?

ALPAY: Ben genelde yabancı albüm dinliyorum. Çünkü orada kötü bir şey çıkmıyor. Şu Amerika denilen yerde günde 100 tane birbirinden güzel şarkı çıkıyor. Yabancı albümleri dinlemeyi tercih ediyorum.

A.M: SİZİN İÇİN ÖZEL YERE SAHİP BİR PARÇANIZ VAR MI?

ALPAY: Mesela “Eylülde Gel” denen şarkıyı ben belki 10 sene söylemedim. Bana hiçbir şey söylemedi o şarkı yaptığım zaman. Ama çıktığı anda millet üstüne atladı. Aklım durdu. Bostancı Gösteri Merkezi’nde konserlerim vardı. Onu bir söyledim. 5 dakika alkış aldı. Benim yanımda da bir oğlan çalışıyordu. Ankara’da gitar çalıyor. Hangi şarkıyı söylese orijinali gibi. Aynen mukallit. Ağabey diyor “Eylülde Gel”i söyleyemiyorum. Ne var dedim, çok basit bir şarkı. Ondan diyor sizin sesinizi çektiğimiz anda şarkı da bir şey kalmıyor. “Madem böyle komplike bir şarkıymış bunda bir şey var” dedim. Ben de sevmeye başladım. Ama gel gelelim bana en güzel şarkı derseniz, bir “Ayrılık Rüzgarı ve Gitme…” Eylülde Gel bunlardan biri değil.

A.M: MADEM EYLÜLDE GEL DEDİK.. KİTAP DİYELİM? EYLÜL DE GEL KİTABINIZDAN BAHSEDER MİSİNİZ?

ALPAY: Kitap bilmiyorum. Ben çalakalem bir şeyler yazdım. İyi midir, kötü müdür, onu bile sınayabilecek bir yetkiye sahip değilim. Çok istediler yazmamı. Ama genellikle insanlar bir takım özel ilişkilerini anılarında anlatıyorlar. Ben öyle bir şey kesinlikle yapmam. O nedenle de bilmiyorum insanlar ne aradılar, ne buldular. Gazeteci soruyor bana, “Hayatınızda şöhretli bir kadın yok mu?” diye. “Sana ne kardeşim” diyorum. İnsanlar ayrıldıkları eşleri hakkında bir sürü kötü şey söylüyorlar. Oysaki onunlayken hayatında beş dakikada olsa mutlu olduğu anlar var. Bunun için bu kişiler her zaman teşekkürü hak ediyor. O mutlu oldukları anlar için bile olsa.

A.M: İNTERNET SİTENİZİ TAKİP EDİYOR MUSUNUZ? ORADA SÖYLENENLERİ…

ALPAY: Mümkün oldukça… Mesela orada Emre diye bir çocuk var. Fevkalade aktif bir çocuk. Piano’da her çarşamba üyelerden 3 kişi ağırlanıyor.

BİR ŞEHRİ SEVMENİN NEDENİ ORADAKİ İNSANI SEVMEKTİR…

A.M: ANKARA DOĞUMLUSUNUZ. ALPAY’IN ANKARA’SINI, YANİ ANKARA’NIN SİZDEKİ YERİNİ ANLATIR MISINIZ BİZE?

ALPAY: Hiçbir yeri insanlar, taşı toprağı, çiçeği, böceği için sevmiyor. İnsanlar bir yeri insanlar için seviyor. Çünkü insan insanla yaşıyor. Ben çok güzel buluyorum Ankara’yı. Bir şehri sevmenin nedeni, oradaki insanı sevmekte yatar. Ankara benim için unutulması mümkün olmayan, her zaman özlemle anacağım dostlarımla dolu bir şehir. Onun için Ankara benim için önemli. İzmir’i de çok severim mesela çok medeni bulurum. İstanbul en çok kirlenen şehir olmuştur. Çok fazla göç almış bir şehirdir. Ankara’yı bu nedenle daha üst bulurum. Ankara daha az kirlenmiş bir şehir çünkü.

A.M: ANKARA GERÇEKTEN DE KENDİNE ÇEKEN BİR ŞEHİR.

ALPAY: Bir de burada insanlar dostlarıyla daha kolay iletişime geçme şansına sahip. Adamın bir tanesi oturuyor Bostancı’da, diğeri Ataşehir’de. Hadi bakalım. Karşılaşma şansı bile az. Burada Tunalı’da gezerken karşılaşıyorsunuz.

A.M: PEKİ, HAYRANLARINIZ SİZİNLE NEREDE KARŞILAŞABİLİR? NEREDE BULABİLİRİZ SİZİ?

ALPAY: Beni görmek isteyenler sadece buraya, Piano Restaurant’a geliyorlar.

A.M: YAZINDA DEVAM EDECEK Mİ BURASI?

ALPAY: Yok.. Ankara’da yazın program olmaz. Geçen yaz Bodrum’da yaptım program. Bu yaz nerede yaparım, bilmiyorum…

A.M: GİYİM TARZINIZI NEYE GÖRE BELİRLİYORSUNUZ?

ALPAY: İnsan kendine yakışanı giymeli. Mesela bakıyorum. Eski bir takım şeyleri oynatıyorlar TRT’de. Böyle daracık omuzlu ceketler. Ceketler zaten kısa. O tekrar moda olsa hayatta giymem. Ben insanın taşıyabildiği kıyafeti giymesi taraftarıyım. Takım da giyerim, kot pantolon da giyerim. Mesela bu yırtık pırtık pantolonlar moda. Ben onları giymem. Tuhaf geliyor yani. Niye..? Bir insanın parası yoktur, pantolonu yırtılmıştır. Mecburen giyer, ona saygı duyarım. Ama sen şıklık olsun diye pantolonu parçalar giyersen, ben bunu anlamıyorum.

A.M: MÜZİK HAYATINIZDA ARANJÖRLERİN, BAŞTA FECRİ EBCİOĞLU’NUN ÖNEMİ NEDİR?

ALPAY: Fecri Ebcioğlu çok önemli bir insan. Bir kere benim çok sevdiğim, değerli bir ağabeydi. Önemli de bir söz yazarıydı. Toplumu ondan daha iyi tanıyan, sokağı ondan daha iyi tanıyan bir insan tanımıyordum. Fakat, her şarkısını söylemedim. Çok kavga ederdik. Benim söylemediğim şarkıları da Ajda Pekkan söyledi. Ajda Pekkan öyle şöhret oldu. Bir tane şarkı yapmış “Üç Kalp Bir Arada” diye. “Karar ver artık kimi daha çok sevdiğini”. Böyle başlıyor şarkı. Dedim ki, “ karar ver artık kimi çok sevdiğini, böyle bir söz olur mu?” “Sen Sevme Beni” diye bir şarkı verdi. O şarkının bir yerinde diyor ki, “Başka bir aşk bulduysan sen şayet, o da edecektir senden şikayet.” Onu ben değiştirdim. “Vay sen benim yaptığım şarkıyı nasıl değiştirirsin?” dedi. “Söylemem ben bunu, söyletemezsin” dedim. Olay buydu. Ama Fecri Ebcioğlu önemli bir adamdı.

BENİ DÖRT NESİL DİNLER… ALPAY DİNLEYİCİSİNDEN İT KOPUK ÇIKMAZ…

A.M: ALPAY DİNLEYİCİLERİNİ BİZE BİRAZ ANLATIR MISINIZ? KİMLER DİNLİYOR SİZİ?

ALPAY: Benim dinleyicilerimin bir ortalaması yok. Beni çocuğum yaşındaki adam da babam yaşındaki adam da dinliyor. Burada dört nesli görürsünüz. Artı Alpay dinleyicilerinden it kopuk çıkmaz. Benim bundan bir dönem önce program yaptığım yerde, kapıda güvenlik vardı. Buraya dedim dört tane adam gelebilir. “Sokmayız..” dediler. “Neden sokmuyorsunuz?” dedim. “Eğer ben Alpay’ı dinlemeye geldim diyorlarsa sokacaksınız.” dedim. Benim müziğimi dinlemeye gelen adamdan kötü bir şey çıkmaz.

A.S: DİNLEYECİLERİNİZDEN ALDIĞINIZ EN ÖNEMLİ MESAJ YA DA HEDİYE NEYDİ?

ALPAY: Valla o kadar çok şey var ki. Şimdi birisini seçip ortaya çıkaramıyorum. Ama, mesela bir tane şu var. (Bilekliğini gösteriyor..) Bunu geçen senelerde burada önde oturan bir hanım verdi. Nazar boncuklu bir bileklik.

A.S: DERGİMİZ KIZILAY, LÖSEV, ENGELLİ DERNEKLERİ İLE İLGİLİ SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİ HAZIRLIYOR. BU KONUDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

ALPAY: Türkiye hala tam anlamıyla sosyal bir devlet olamamıştır. Sosyal sorumluluk projeleri hazırlayan bir dergide benim başımın üstündedir. Ama ne kadar sorumluluk hazırlıyor, insana ne kadar sorumluluk yüklüyor; onu bilemiyorum tabi. Böyle dergileri yaşatmak lazım. Mesela Gözcü diye bir gazete var, Cumhuriyet diye bir gazete var. Bunlar gazete. Hiçbir kimseyle ticari bir anlaşmaları yok. Sadece haber yazıyorlar, doğru haber yazıyorlar. Bu gazeteleri almak lazım…

A.M: BİRAZ REPERTUARINIZDAN BAHSEDELİM. TÜRKÇE SÖYLEMİYORSUNUZ SADECE, İNGİLİZCE, LATİN PARÇALAR DA SÖYLÜYORSUNUZ.

ALPAY: Blues var… Ben güzel olan her şeyi söylüyorum. Biz çarşamba günü burada program yapıyoruz. Peki, neden insanlar geliyor. Çünkü bu müziği başka bir yerde dinleme şansınız olmuyor. Türkçe pop müzik yapan yerler var. İsmi Türkçe pop, her yerde aynı repertuar. Burada aynı, komşuda aynı… Sadece burada Fatma, orada Ayşe, diğerinde Mahmut v.s. Rekabet olmaz, ama benim müziğimi yapan kimse yok. Abartmak için söylemiyorum. Olay bu.

A.M: SON OLARAK SÖYLEMEK İSTEDİĞİNİZ BİR ŞEY VAR MI?

ALPAY: Sevgili okuyucularınıza kucak dolusu sevgiler…

 

 

RESİMLER
YAŞAYAN EFSANE… ALPAY…
1960’LARDAN GÜNÜMÜZE, YAŞAYAN EFSANE… ALPA
1960’LARDAN GÜNÜMÜZE, YAŞAYAN EFSANE… ALPA
ALPAY…
ZİYARETÇİ YORUMLARI...
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz ekleyin.
SİZİN YORUMUNUZ...
Yorumlarınız bizim için önemlidir
Ad Soyad....:
      
Not Başlığı....:
Notunuz......:

Posta Kutusu Medya Tanitim - 2011 Tüm Haklari Saklidir.
Bu sayfanin grafik tasarimi ve kod yazilimi tamamen Nafiz KARAHISAR tarafindan yapilmistir.
nfzkara@hotmail.com
Yayın Grubu
Posta Kutusu Medya Tanıtım
AnkaraStyle | Yeni Demet Dergisi | Kargo | Barkod
Medya | Ajans | Organizasyon