Anasayfam Yap
   


ÖFKE VE SİNİRLİLİK ...
Tarih: 13.12.2011
7939 Kez Okundu
0 yorum var.
Yazi Boyutu
ÖFKE VE SİNİRLİLİK

Birçoğumuz kendimizi gündelik hayatımızda sıkıntılı, tedirgin ve baskı altında hissetmekteyiz. Peki ya bu huzursuzluğun kaynağı nedir?

Ahlaki kuralların ya da aile içinde ve iş ortamındaki ilişkilerin, bize ne kadar çok kural belirlediğinin farkında mısınız? Bu tip kuralların ise bizi ne kadar da çok sınırlandırdığını... Kurallar ile karşılaştığımızda çoğumuz çıkarlarımızın zarar görmemesi uğruna alttan alıp susmayı tercih ediyoruz. Her bir geri adım ise, içimize sürekli bir şeyler atmamıza ve bastırdıklarımızı biriktirmemize neden oluyor. “Patronuma cevap verirsem, işten kovulabilirim; eşimi terslersem beni terk edip meteliksiz bırakabilir, büyüklere saygı göstermezsem ...” vb. Bunlara benzer birçok nedenden dolayı sürekli hislerimizi ve öfkemizi ifade etmek yerine kendimizi baskılayıp duygularımızı içimize atıyoruz. Sonra da hiç olmadık bir anda ve yerde patlıyor, tepki gösteriyor, sinirleniyor, ağlıyor, bağırıyor ve hatta öldürüyoruz... Evet, hatta öldürüyoruz. Bu nedenle bir saniye bile ertelemeden “bastırmama” tekniklerini öğrenip uygulamalıyız.

 

Yuttuğumuz her şey, bu ya da şu şekilde dışarı çıkmak ister. Bastırdıklarımızı içimizden kendimiz çıkartıp atmalıyız. Aksi takdirde bastırdığımız her şey bize (hem bedenimize, hem zihnimize) zarar verecektir. Sürekli gaz biriken bir kap düşünün. Basınç yükseldikçe kabın basınca olan dayanıklılığı da azalacaktır. Sonuçta elimizde çatlamış bir kap kalır. Tıpkı bu kap gibi, bedenimizin ve zihnimizin de bir tahammül gücü vardır. Bastırdıklarımız sınır noktasına ulaştığında, ne sağımız ne de solumuz belli olur, ne de fiziksel, zihinsel ve ruhsal olarak denge içinde oluruz. İçimiz ve dışımız birbirinden farklı olmaya başlar. Söz konusu örnekteki kap gibi bir gün çatlamamak için, içimize kabul ettiğimiz şeyleri hemen dışarı atmalı, ya da çok güçlenerek, onları içimizde patlatarak yok etmeliyiz.

 

Sinirli kişilerin genelde sindirim sistemleri ile ilgili problemler (örneğin ülser, gastrit, vb. gibi) yaşadıklarını gözlemleyebiliriz. Kişinin içine atıp biriktirdiği his, söz ve tepkiler kişiyi fiziksel olarak hırpalayıp hasta eder. Baş ağrısı, migren, astım, yüksek tansiyon, kalp rahatsızlıklarından tutun da değişik solunum, dolaşım vs. rahatsızlıklara, psikolojik problemlere ve hatta kansere kadar götürebilir.

 

Duygularımızı, tepkilerimizi, düşündüklerimizi vb. bastırarak, maalesef günden güne doğallığımızı da kaybediyoruz. Ne yazık ki eğitim sisteminden tutun, aile içi davranışlarımız ve ilişkilerimize kadar bu dünyadaki tüm kurallar bizlere hep bastırmayı öğretiyor. Baskı ise birçok başka sorunu da beraberinde getiriyor. Farkında olmasak bile baskıdan kurtulup biraz olsun rahatlamak için hemen Yoga’ya koşuyoruz. Fakat şunu bilmeliyiz ki huzur, dışarıdan gelecek ya da satın alınabilecek bir şey değildir. Huzuru ancak kendi içinizde bulabilirsiniz.

 

Size sıra dışı, ama aynı zamanda çok basit ve etkili bir uygulama önereceğim: çığlık atın, bir yastığa vurun, ağlayın, sesinizin çıktığı kadar bağırın... Özellikle de sinirlendiğinizde bunu yapın. Bunun, ne kadar iyi bir sonuç yaratacağını göreceksiniz. Korkmayın, deneyin ve deneyimleyin! Çocuklarınızı da baskı konusunu biraz aklınızda tutarak eğitin. Ne yazık ki çocuklarımızı sinirlendiklerinde, “sinirlenmemelisin” diyerek onlara bir fırsat dahi vermeden hemen susturuyoruz. Hâlbuki onları sakinleştirmek demek susturmak değildir ki. Onları fark etmeden, yaşadıklarını, hislerini bastırmayı öğreterek birer psikopat olarak yetiştiriyoruz. “Sinirlenme, sakin ol” “Ağlama! Sus!” diyoruz hep. Başka bir deyişle, “Bastır, gizle duygularını, aman tepki verme!” demekteyiz. Yetişkin birinde bile göremediğimiz anlayışı onlardan bekliyoruz. Oysa çocuğun yapısı hareketli olmak, ortalığı karıştırmak, yaramazlık yapmaktır… Çocuğunuz sinirlendiği anda yapacağınız en doğru şey tepkisini göstermesine izin vermektir. Onu bir yastığa vurarak öfkesini ifade etmesi konusunda cesaretlendirebilirsiniz. İçindekileri dışarıya atması, çocuklarınızı daha uslu, daha sakin ve rahat olmasında yardımcı olacaktır. Rahat ve doğal olmalıyız ve bunun için de içimizdeki bastırılmış olan her şeyi kusmalıyız.

 

“Bir şey beni sinirlendirdiğinde, o anda aşırı tepki gösteriyorum, fakat şimdi beni bu kadar sinirlendiren olayı ya da kişiyi düşündüğümde, çok da önemsizmiş meğer demeden edemiyorum. Artık beni o kadar da sinirlendirmiyor”, diyebilirsiniz. Evet, doğru. Bunu her zaman deneyimliyoruz, fakat kendimize sormamız gereken asıl soru, neden o anda bu kadar büyük bir tepki veriyor olmamızdır. Cevap aslında çok basittir. Her birimiz fazlasıyla doluyuz. Birçok şeyi yaşanılan anda tepki vermeyerek içimize attık ve bastırdık. Sonra da çayın yanında şeker gelmemiş olsun, dünyamız yıkılıyor. En küçük olayı büyütüp tartışma çıkartıyoruz. Halbuki sebep şekerin eksik oluşu olabilir mi? Ama ne yazık ki içine düştüğümüz durumların farkında bile değiliz. Sebepleri kendi içimizde biriktirdiklerimizde aramak yerine, hep başka saçma sapan şeylerde arıyoruz; “Neden bardağı önüme sert bir şekilde koydun? Neden bana yan baktın? Neden bana selam vermedin?”. Olayları zihnimizde öylesine çok büyütüyoruz ki... Fakat birazcık derine inip içinde bulunduğumuz durumu ve verdiğimiz anlamsız tepkileri farkına varmaya çalıştığımızda, aslında öfkemizin nedeninin geçmişimizde yediğimiz başka darbelerden kaynaklandığını görebiliriz. Bambaşka bir yerde ve zamanda, bambaşka birine karşı hissettiğimiz öfkeyi, hiç de hak etmeyen birine karşı anlamsız bir nedenden dolayı kusmak ne kadar anlamlı acaba? İfade etmek yerine sustuğumuzu ve farkında olmadan bu bastırılmış hislerimizi, tepkimizi başka olaylara taşıdığımızı kendi yaşantınızda siz de görebilirsiniz. Neden orada kendimizi boşaltmadık? Neden tepki göstermedik? Maalesef bu soruların cevaplarını hiçbirimiz bilmiyor ya da sebepleri başka yerlerde arıyoruz.

 

Yukarıda size önermiş olduğum tekniği uygulayın. Kendi kendinizi sinirlendirin. Yalnız iken sizi sinirlendiren bir olayı ya da kişiyi düşünün ve kendinizi rahat bırakıp söylediklerimi uygulamayı bir deneyin. Bu tekniği uygulamak için zaman kaybetmeyin. Gerçekten birine sinirleneceğiniz bir anı da beklemeyin, bugün başlayın. Neden olmadan, kimse size hakaret etmeden, iğneli konuşmadan, sizi üzecek herhangi bir olayın olmasını beklemeden bunu yapın. Görüyor musunuz, ne kadar zayıfız? Ağlamak, sinirlenmek vs. için bile bir neden bekliyoruz. Halbuki kendimizi bu pozisyona sokabilmeliyiz. Bunu yapabilen kişi gerçekten güçlü biridir. O kadar güçlüdür ki, kendi kendini sinirlendirebilir. Zayıf olmayalım. Nedensiz herkesi sevelim, nedensiz sinirlenelim, nedensiz ağlayalım, nedensiz gülelim. Aslında spor yaparken bu söz ettiklerimi kısmi olarak yapmaktayız. Nasıl mı? Antrenman esnasında topa vurarak, ateş ederek, kum torbasını tekmeleyerek, nefes alıp vererek, terleyerek, dans ederek vb. biriktirmiş olduğumuz şeyleri dışarıya atarız. Antrenman sonunda da kendimizi çok daha iyi hissederiz. Sinirli bir yapıya sahipseniz spor mutlaka size iyi gelecektir.

 

Yukarıda bahsettiğim tekniğin yararlarını hissettikçe şaşıracaksınız. Çünkü artık bir problemle karşılaştığınızda aşırı sinir ya da öfke hissi ortadan kalkacaktır, çünkü zaten daha önce tüm öfkenizi, üzüntünüzü, olumsuz düşüncelerinizi dışarıya attınız. İçinize giren her şeyi zaten daha önce kusmuş oldunuz. Gün gelecek artık sinirlenecek bir şey kalmayacak. Dahası, olayların da artık sizi etkilemesine izin vermeyeceksiniz, artık biriktirmeyeceksiniz.

 

İçimizdeki öfke, sinir ve üzüntüleri vb. dışarıya atmak için binlerce yöntemlerden bir tanesini size anlatmaya çalıştım. Tavsiyem öğrendiğiniz bu tekniği hiç zaman kaybetmeden uygulamaya başlamanız.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI...
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz ekleyin.
SİZİN YORUMUNUZ...
Yorumlarınız bizim için önemlidir
Ad Soyad....:
      
Not Başlığı....:
Notunuz......:

Posta Kutusu Medya Tanitim - 2011 Tüm Haklari Saklidir.
Bu sayfanin grafik tasarimi ve kod yazilimi tamamen Nafiz KARAHISAR tarafindan yapilmistir.
nfzkara@hotmail.com
Yayın Grubu
Posta Kutusu Medya Tanıtım
AnkaraStyle | Yeni Demet Dergisi | Kargo | Barkod
Medya | Ajans | Organizasyon